ALTINOLUK ŞAHİNDERESİ KANYONU GEZİSİ

ALTINOLUK ŞAHİNDERESİ KANYONU GEZİSİ

Kazdağları Milli Parkı içinde bulunan Şahin Deresi Kanyonu Balıkesir’in Edremit ilçesinin Altınoluk Mahallesinden gidilebilen yol güzergahında bulunuyor.Balıkesir’in gezilecek yerlerinden olan kanyon Kaz dağlarından çektiği bol oksijenle beraberinde çam ve kekik kokularını denize ,denizden aldığı iyot ve yosun dolu havayı da dağlara doğru taşıyarak tamamen bir baca görevini görüyor. İsviçre Alplerinden sonra Dünya’nın en çok oksijeni bulunan ikinci bölgesi olan Şahin deresi Kanyonu gezi ve macera severlerin mutlaka görmesi gereken yerlerden biri.

Sıcak bir Ağustos ayının hafta sonuydu. Yazın hafta sonları müsait olduğumuz zamanlar kaçış noktamız olan Altınoluk meğer bu sefer farklı bir şekilde bekliyormuş bizi bizden habersiz. Haftanın yoğun geçen temposunun üzerine biraz dinlenmek isteyen beden ve yaramaz bir çocuk gibi oradan oraya koşmaya çalışan bir ruh…Bu git-gel den galip çıkan ise yaramaz çocuk oldu 🙂 Altınoluğun yakıcı sıcağında evde miskin miskin dinlenmek ya da sıcağın alnında sahilde pineklemek ikisi de benim için cazip olamayan şeyler. Gezmek, yeni yerler keşfetmek her zaman daha çok ilgimi çekmiştir. Aslında Şahinderesi Kanyonuna bir kaç yıl önce eşimin kuzenleriyle gitmiştik ama o zaman acemiliğime gelip fazla fotoğraf çekememiştim. Çünkü yolu çetin ve ıslak. Daha önceki tüm acemilik durumlarımdan ders çıkartıp bu sefer yola ona göre çıktım 🙂

Yıllardır gidip geldiğim, burnumuzun dibindeki bu doğa harikasına ilk gidişimin birkaç yıl önce olması çok acı. Altınoluk bölgesinden ana caddeden arabayla geçerken başınızı dağlara doğru çevirdiğinizde bile farklı ve muhteşem görüntüyü farketmemek imkansız. Dağların arasından çıkan kocaman yarık ve etrafındaki yeşillikler denizin içinden bile hayranlıkla izlenecek bir doğal güzellik…

Pırıl pırıl bir Ağustos sabahında arkadaşlarımızla kanyona gitmek için bir gece öncesinde planlar yapıldı. Aslında niyetimiz kahvaltıyı orada yapmaktı. Ama orada bizi bu iş için nasıl bir ortamın beklediğini bilemediğimiz ve yeni bir acemilik yaşamayalım diye kahvaltımızı evde yapıp gittik. Orada yemek yiyebileceğiniz piknik masaları vardı ama sanırım kendimize yük etmek istemedik 🙂 Kıyafetlerimizi ve ayağımıza kaymayacak türden sandalet yada deniz ayakkabısı türü eşyaları alıp arabayla yola koyulduk. Kanyon bizim bulunduğumuz yerden çok uzak değildi. Ama arabasız sıkıntılı olur. Çünkü yollar dar ve engebeli. Zeytinliklerin arasından yine de bir süre gittik.

Park Bölgesine geldiğimizde inanılmaz bir kalabalıkla karşılaştık. Sanırım herkes bizim gibi sıcaktan kaçıp serinlemek için buraya akın etmiş. Arabaya bile güçlükle yer bulduğumuz kanyon girişi ücretli bunu unutmadan belirteyim. Arabayı park edip sırt çantalarımızı sırtımıza atıp zorlu yollara kendimizi vurduk. Daha önce de dediğim gibi mutlaka tedbirli gidin. Eğer suya girecekseniz üzerinizde mayonuz mutlaka bulunsun ama en önemlisi illa ve illa ki ayağınızda kaymayan bir sandalet ve deniz ayakkabısı türünden bir şey mutlaka olmalı. Önceki gidişimde ayağımdaki tokyo terliklerle kayıp akıntılı suya düştüğüm dün gibi gözümün önünde 😂😂 Hatta Ağustos sıcağı değil de gidişiniz Haziran ya da Temmuz başlarıysa sırt çantanıza ince bir hırka ya da şal koymayı ihmal etmeyin. Bizim sevgili Banu’muz Ağustosta çantaya şal koyanlardan 🙂 Suyun içerisinden yürüyeceğiniz için ayağınızda şort ya da uzun olmayan bir şeyler olsun.

Bazı yerlerde dizlerinize kadar suyun içerisinde yürümeniz gerekiyor. Kanyonda şelaleye doğru yürüyüş başladığında zorlu bir yol ve muhteşem manzara sizi bekliyor. İki tarafta yemyeşil görüntü ,ortada akan buz gibi Kaz dağlarından gelen su eşliğinde etrafı seyrederken suya düşmemek ama o güzel manzarayı da kaçırmamak sonrasında ulaşılan güzellik gerçekten her şeye değer. Suların içerisinden bata çıka yürürken yorulursanız eğer, yolunuzun üzerinde bulunan kayalıklarda oturup dinlenirken eşsiz kanyon manzarasını seyredebilirsiniz.

Zorlu ve keyifli yolun bitiminde şelaleye ulaşıyoruz. Şelale derken kocaman ve yukarıdan dökülen bir şelale değil bu .Kayalıkların arasından çağlayıp Kazdağları’nın buz gibi suyunu akıtıp gölet oluşturan bir yer .Burada dileyenler suya girip yüzebiliyor, daha sonrasında kayalıklarda güneşlenip dinlenilebiliyorlar.

Biz bu gezide etrafın güzelliklerini izlemeyi, suyun çağıldamasını, mavi ve yeşilin birbirine ne denli yakışıp kaynaştığını ,ulu ve yemyeşil ağaçların köklerinin ne kadar değişik, bir o kadar da yüzeyde olduklarını izlemeyi, kuş cıvıltılarını dinlemeyi ,soğuk sularda yürümeyi tercih ettik. Tabii bu arada fırsatını yakalayabildiğimiz anları fotoğraflamayı…

Her güzel şey gibi bu güzel gün de de dönüş vakti gelip çatınca aynı yolu ,aynı zorluklarla suyun içinden yürüyerek döndük. Yol bitiminde son kez arkamdaki muhteşem saklı cennet misali güzelliğe bakıp içimden fısıldadım ..”EN SEVDİKLERİMLE SANA YİNE GELECEĞİM,BEKLE BENİ ŞAHİNDERESİ”…

Güzel günümüze anlam katan Dostlarımız Sevgili Banu,Levent ve eşime sevgilerimle…❤❤❤🌺

Not 🙂 Buraya yani Edremit Körfezine yolunuz düşerse bir gün Havranda höşmerim yemeden ,bu coğrafyadaki herhangi bir yerden peynir ve zeytinyağınızı almadan dönmeyin, pişman olmayacaksınız 🙂



Yorumunuz :